hürriyet

13 Şubat 2018 Salı

her okuyan sevgili bir başlık bulsun yüreğine göre

Bir gün daha geçti yine sensiz
Aşkım ağlıyor bak, sessiz sessiz
Çare bensiz, ben çaresiz
Ümidim senin olsun...
Diyor ya Orhan baba  şuan tam o halet-i ruhiyede yüreğim yada  bu gibi durumlarda ne söylenirse ise  tüm o  sözcüklerden  bir demet yap işte  en güzellerinden sevgili,  uğraştırma  beni geceni kör bir vaktinde  çayımın demini yudumlarken efkarımın buğusunda…….
İyileşmez bir yarayı  kaşımak niye sevgili umudu katık yapıp ayrılığın  uc kısmında , kavuşmayı beklemek varken. Ben imkansızlık aşklar için yaratılmışım kavuşmak nedir bilmemz ellerim lakin  ayrılık kuçaklamışken  yanlızığın ağrıyan zirvelerinde  ruhunu, hicaz bir makamın en sol yerinde umit dolu şiirler okuyacağıma söz veririm  keke sözcüklerin lal olduğu yerde.
Ellerim ellerinden ayrıldığında beridir nadasa bıraktım yüreğimin bozkırlarını. Nicedir filizlenmeyi bekler  uykusuzken düşlerime ektiğim gülüşlerin.gökkuşağıan takılan uçurtma gibiyim  ne  semaya ulaşabılıyorum nede  yere  inebiliyorum, muallak taşının ne hissediğini şimdi daha iyi anlıyorum , ne yere aitsin ne göğe . Arafta duran bir melek  gibiyim cehennemden uzak cennet komşu ne yanabiliyorum nede cennete ulaşabiliyorum.
AMA BİLDİĞİM BİrŞEY DAHA  VAR.
KILIÇ İKİ DEMİR ARASINDA DÖVÜLÜR.
Ve…… Yaşadıklarımında  öğrendiğim bir şey varsa  …….
YÜREĞİNDE YÜREK KIVAMINA  GELE BİLMESİ  İÇİN  AYRILIK İLE KAVUŞMAK ARASINDA DÖVÜLMESİ GEREKİYOR . işte ozaman  göğüsnde taşıdığımız kas yığına yürek diyebiliriz.
Daha yaz gelmeden sonbaharı görüyorsun düşlerinde . Seni üşüten kışı giymeden üstüne  neden eteklerin zil çalıyor  böyle ..bir balıkçı ağı  gibi serpmek varken umudu intahara meyiili şiirlerimin üstüne , kendi kalemini kıran bir hakim gibi yüzünü  düşlerime düşürüm  , puslu gecenin içinde  kaybolmak niye . ,,

Kaçınılaz son ağlamak ise sevgili…Sensizlikte Çatlamiş şiirlerimin satır aralarına düşür gözyaşlarını.. ve kalemim sulasın aşk narında yanan tüm sözcükleri gözyaşarında denizler boğulurken….ve bir kez daha senden yadigar kalsın ayrılık  yüreğemin sol YANINA

not: hüzününün süküd  ettiği vakitlerde bu yazı benden sana bir sevgiler günü yadigarı  kalsın

5 Şubat 2018 Pazartesi

yarin hayallinin katline ferman şiirler yazarken

Koş, lapa lapa yağan karın altında yalın ayak ter içinde kalana kadar koş .dizlerine kadar olan çizmeleri çıkart at ,soğukta terlemenin  zevkini tatsın ayakların.sonra yüzünde oluşan tebessümleri fırtlat yüreğimdeki  hüzünlere ve saplansın paslı bir bıcak gibi hüzünlerimin tam  ortasına.tipi boran gözdağı versede  sen  tebessümlerini fırlatmaya devam et yüreğime . bir şiirin kıyısına vurmuş denizin kıyısına oturmuş bir masal çocuğunun mutluluklarını iliştir, kar fırtınasında yüzüne değene kar tanelerine .kuşluk vakti  gelmeden yolla ezan seslerinde .


harap ve hitap düşümüş  yüreğimin otağında bağdaş kurmuş oturyorum kırık dökük aşk kalıntıları avuçlarımı kan revan içinde süslerken. Kelime  dağarçığım   bende ki aşkı nede sana olan özlemi anlatacak  anlatacak kadar zengin. Yüreğim ve kalemim arasında ferhat ın dağları var sanki . yüreğimin cüret ettiği hissleri yazmasına engelleyen.
Yardan düşerken , yadigar kalan yaralarımın  üstüne  tüz basıp  ,
yarin hayalinin katline ferman şiirler yazarken, sorgusuz sualsiz yüreğimi infaz mı etsem kalemimi ok eyleyip söyle  gül yürekli yar.yoksa bakışlarındaki ıslak denizleri mi yamalasam yardan armağan yaralarımın üstüne .
Tekil bir aşkın çoğul yanlızlığını yaşıyorum çorak dudaklarım  değerken  hayalinin  ellerine.uyanıkken seni gören gözlerimi kapat dudakların ile ve yüreğimin kapasını kilitle içeriden ayrılık girmesin bir daha içeri . bırak sevgili  özlemi durduramazsın ne yapsan girer içeri ne kadar sıkı kapatsan da kapıları , med cezirde kabaran yanan bir deniz  engele tanımaz  özlem . ben ellerini tutarken ellerinin sıcaklığı  ellerime  değmemişken özlerim seni  bilirsin . bu yüzden ne yapsan haybeye  özlemi ne yüreğimden  ata bilirsin ne girmesini engelleye bilirsin .
sen gül yürekli yar . sen her şeyi boş ver ve  kanayan kapanmaz yaralarımın üstüne  bakışlarına sakladığın bir merhem bahşet.susmalarını suskularımın içine saklarken. Yaşadığım sürece  kapanmayacak bir yarayı  tımar etmenin  bir anlamı yok .ben kadim bir yanlızlığın edebi dostuyum bilmez misin ey sevgili.


Sen merak etme   ey gül yürekli yar  ben seni rahatsız etmem ben  sen uyurken  yüreğimi düşlerine bırakır ayak uçlarımda ellerim cebimde  geceye karışır giderim şiirlerime akıtdığım ıslak denizlerin karanlık sisli sularında.

10 Ocak 2018 Çarşamba

Ey yüreğime bahşedilmiş özlem .

                                    Ey yüreğime bahşedilmiş özlem
Ey yüreğime bahşedilmiş özlem.. Uykusuz gördüğüm düşleriem  hayalini gönderdiğinden beri titrer ellerim kalemimi ne zaman elime alsam. Ay gece ile vedalaşırken senli düşler sürüyorum karanlık yanına bir dirhem umut olsun gece ile buluşmasını beklerken . ben ise güneş  ilk ışıkları yakarken  yüreğimin bordo denizlerini , bir bardak çayın buharında demliyorum efkarımın yanlızlık ile olan yoldaşlığını

* kavuşmalarımızın  katili  faili meçhul bir ayrılığını kuçaklarken yazlızlığım. Umutları yelken yapıp özlemini toka ediyorum yüreğimin fırtınalı denizlerinde  seyreden aşkın seren direğine . bir çocuğun dua kalan elleri  kadar utangaç ,özleminin soğuk alevinde yakıp dervişlere yolladığım yürek selamım.

Gözlerinde ayrılığının katiline ferman yazan bakışların ile sustur . yüreğimde isyana  hazırlanan denizlerimin sesini  ve yak  yüreğimden ayrılığa demir alan tüm gemileri.yreğimin sahline vuran tüm deniz yıldızlarını devşir bir bir ve terkrar  deniz ile buluştur. Özleminin şımarıklığı yüzünden  kabaran gözlerimdeki denizlerin  vebalini onlar çekmesin sevgili.

Yine gecenin kör vaktinde yine bir Yusuf’un kuysunun en dibinde sabahlıyorum. Yine bu aşkın sonu hicran şarkısını dinlerken rahmetli Sadri Alışıktan.Yusuf kuyusundan yolladığım dualar  yine mualalk taşı gibi  duruyor  kuyunun tam ortasına ne  geri dönüyorlar nede semaya ulaşıyorlar .hadi sevgili durma sapla  bakışlarını ve öldür içimdeki intihara meyilli    yanlızlığımın bayram sabahı çocukluğunu.

Ayrılığa yazılmış soğuk mektuplarının prangalarını vuruyorum , parmak uçlarımda ısıtığım kalemime ve yakıyorum tüm kavuşmaları  gözlerindeki ıslak denizlerin daha önce  hiçbir geminin demirlemediği koylarında . Gece güne dönerken  gündoğumu sancılarında savuyorum kavuşmanın küllerini günün iki yakasına .



4 Ocak 2018 Perşembe

özlemin yağmalı gözlerimden bardaktan boşalırcasına

hayalin geçerken düşlerimden özlemin  yağmalı gözlerimden bardaktan boşalırcasına .yağmurda uçmayı düşleyen kelebekler gibi özleminden akıp  geçen her dakika kavuşmak için yapılmış dualar iliştirdim.gökkuşağının çıkması için  biraz yağmur yağmalıysa ,kavuşmak içinde biraz özlem çekmek gerek değil mi  ey yar . . *



Hangi çorak susuz topraklardan taşırdın  yüreğimdeki  bordo denizlerin  fırtınalarını.hangi vahanın ortasın susuz  bıraktın  sensizlikte çatlayan dudaklarımı, gözlerinden denizler  taşarken.faili meçhul yanlızlığıma sensizliği ihbar ederken  gecenin kör vaktinde , yüzüne aşina hangi hayalin katiline  soyundun ey yar  .


Kaç kez daha uyanmalıyım seni düşlerken sensizliğin sardığı soğuk geçeğe. gözlerimin sana olan açlığını uykusızluğumda kurduğum düşlerin ile doyurdum. yokluğuna isyanlar biriktirip susmalarımın için zulaladım gecelerde sakalım zamana yataklık  ederdi devşirme kavuşmaları hatırlamak için.susmalarımdaki sessizliği hayra yorma sevgili bu yüreğimdeki yorgun denizlerin bir fırtıanya gebe oluşundandır.
Kavuşmali hayallerin sana dokunuşlarına ,ayrılığın şiirlerini  zulaladım. Bir dirhem kavuşamaya  binlerce özlem ekiyorum. Rengarenk umutlara  yelken açmak  gayesi ile.
sonra gece sabaha dönerken  kavuşmaya dair  tüm umutları tüm hayalelri  seni  bir özleme bağışlıyorum*

sen yüreğini nafile umutlar ile yorma sevgili. Bırak  leş yiyen kuşlar gibi zaman  her gün bir  ben alsın yüreğinden ta ki sadece sen kalana dek yüreğinde. ben den  kalan artıları   yakıp  yüreğinin ateşinde savurursun sevda ağrılarının dağ başlarından. O zaman belki ulaşır nirvanaya umutlar da ki sevdan .
 bakışlarından gizlediğim kavuşmalar dan özlem doğuran yürek var .suskunluğumun içinde  saklanan, dinginliğimi yorarken  aşka yazılmış  dizlerin  noktalama işaretlerinde .
kalemimin kalemini  kırıyorum, sana yazılan şiirlerin dar ağaçlarında kavuşmalarım sehpasını tekmelerken  cepleri rengarenk bilyelerle dolu mutluluğun kekeme coçuğu.




31 Ekim 2017 Salı

MÜSAİT BİR ZAMANDA SENDE BENİ ÖZLE BENİM SENİ ÖZLEDİĞİM GİBİ.

Çayımın buğusunda yeni umutları demlerken . Özleminin hatrına var diye. Tüm kavuşmaları , hayaline bağışladım. Belkide hep bu yüzden  geçmez yüreğimin kuraklığı,belkide bu yüzden bahar gelmez  yüreğimin bozkırlarına. Belkide  hep bu yüzden kıtlık çekerim , yokluğunda varlığını yaşarken.
Bazen düşünüyorum  insan YUSUF HATıRINA  ATAR MI kendini kör bir kuyaya.Yusuf hatrına  kuyaya atar mı  bilmem kendini kuyaya ama ben yanlızlığımın hatrına , atıyorum  sılaya çıkan tüm yolların tabelalarını yürek ağrılarımın  dağ başlarından.
Kavuşmalar kendinden utanır oldu  benim özlemini böyle sevdiğimi  görünce ve  anlıyorum ki bu yüzden sevdanın  bordo denizlerinde   yanlızğım ile  nikahlanmam. bilirmisin kendi cenaze namazımızı kılan ecdatdımız var bizim .kirte mühaberelerinde Allah ‘a verdikleri sözleri sözü  tutmak için. Bende  o ecdat gibi verdiğim sözü tutmak için kırıyorum hergün kavuşmazın kaleimi hergün kendi elim ile , sana söz vermiştim seni son nefesimi veren kadar  sevip özleyeceğim diye. Seni özledikçe daha cok seveceğim diye.
KAVUŞURŞAK SENİ  ÖZLEYENEN Kİ SEVGİLİ .VERDİĞİM SÖZÜ TUTMAM Kİ.
HAYDİ SEVGİLİ HOŞCAKALve
MÜSAİT BİR ZAMANDA SENDE BENİ ÖZLE BENİM SENİ ÖZLEDİĞİM  GİBİ.

Not;Bu mektubu sana göndermeyecek olsamda kendi cenaze namazını kılan ecdatın hikayesini   not düşüyorum. Sen okumasanda okuyacak birileri  bulunur.
Babamın dostlarındandı,dimdik yürüdü.Hani Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmemiş tipler vardır ya öyle biriydi.
Ben çok küçüktüm,evimize misafir gelirdi.”Oğul” diye seslenirdi hep.
Bağdaş kurmaz,diz çöker öyle otururdu.Gaz lambası ışığınd adaha bir heybetli görünürdü gözüme.
Hep bitip tükenmeyen harp hatıralarını anlatırdı.
Çanakkale,Gazze,kafkas cephelerini dolaşmış,Sakarya,Dumlupınarda savaşmış.Ancak İzmir’in kurtuluşundan sonra köyüne dönebilmiş.
Anlattıklarında hep kan,cefa vardı,Kolaymı kazanılmıştı bu vatan? Ölüm neydi ki?
Şerbet içmek kadar kolyadı “Biz kendi cenaze namzımızı kendimiz kıldık Çanakkale’de” derdi sık sık.Olurmuydu?
Kirte muharebeleri sırasında bölükler arka siperlerde hucüm sıralarını beklemektedir.Ön siperdekiler ileri fırlamış bir bir şehadet şerbetini içiyor.
Yüzbaşı hücum için emir bekliyor.Bütün askerler süngü takmış siperden fırlamak için hazır.Sinirler gergin!
Bütün dudaklar kıpır kıpır dualr okunuyor.Kelime-i şehadet getiriliyor.Süre uzuyor.Yüzbaşı  erlere
sesleniyor.
Yavrularım! Aslanlarım! biraz sonra Cenab-ı Rabbil Alemin huzuruna  varacağız abdestsiz gitmeyelim Haydi…
Tüfeklerimizin kabzalarına ellerimizi sürüp,hep beraber teyemmüm edelim…
Teyemmüm edilir.bekleme devam etmektedir.Biraz sonra Yüzbaşı.”. Çocuklarım sanırım biraz daha bekleyeceğiz.Önümüzde biraz daha zaman var .Sanıyorum ilerde  arkadaşlarımız şehit oluyor.”
“Hem onlar için,hemde vakit varken,kendi cenaze namazımızı kendimiz kılalım.”
Kabe karşımızda..
Arkadan Of’lu Ali  Çavuş  bağırır “ER KİŞİ NİYETİNE” o gün yapılan hucümda,kendi cenaze namazını kılan çok az kişi sağ kalabilmiştir.
Onlar Allah’a verdiği sözü tuttular.